Aşk iksiri..

Sevgi İksiri – Üstad Mutahhari

Farsça şiir söyleyen şairler, aşkı “iksir” olarak tanımlamışlardır. Kimyagerler, tabiatta bir maddeyi başka bir maddeye çevirme kabiliyeti taşıyan “iksir” veya “kimya” adlı bir maddenin varlığına inanmış ve asırlarca bu maddeyi arayıp durmuşlardır. Şairler “Değişim ve dönüşüm gücüne sahip olan gerçek iksir sevgi ve samimi aşktır; çünkü aşk, nitelikleri değiştirebilecek güce sahiptir.” dediler.
Aşk mutlak iksirdir, kimyanın özelliğini taşır, yani maddelerin yapısını değiştirir, insanlar da bir tür maddedir zaten. Gönlü gönül eden aşktır, aşk olmasa gönül de bir avuç topraktır.

Dertsiz gönül, gönül değildir zaten
Bezgin insanlarda aşk arama sen!
Allah’ım! Yanıp yakılan bir bağır ver bana
Bağrımda bir yürek: Sürekli yana kavrula!

Aşk ve sevginin en belirgin özelliklerinden biri güç ve enerji taşımasıdır. Sevgi, güç ve enerji verir insana, korkağı cesurlaştırır.
Ana tavuk, bunun en çarpıcı örneğidir. Bir kümes tavuğunu düşünün. Pısırık, bezgin ve ürkektir; gün boyunca kanatlarını toplayıp sırtına verir, bir solucan bulabilmek için aranır, en küçük bir sesten bile ürker, ödü patlayacak gibi olur, küçük bir bebekten bile kaçar. Ama aynı tavuk civciv çıkarıp da annelik sevgisi bağrına dolunca değişiverir; kanatlarını açıp yere doğru gererek savunmaya hazırlanır, savaşa girmekten çekinmez, sesi bile daha gürleşir, adımları kararlılaşır, vakurlaşır. Daha önce bir tehlike sezdiğinde telaşla firar ederken, bu kez tehlike sezdiğinde hemen saldırıya hazırlanır, korkusuzca saldırır.
Korkak bir tavuğa bile böylesine güç ve cesaret veren şey, sevgi ve aşktan başkası değildir.
Sevgi ve aşk tembeli çalışkan, hantalı atılgan ve hatta aptalı zekileştirir.
Bekar oldukları sürece kendi şahıslarıyla ilgili meseleler dışında hiçbir şeyle yakından ilgilenmeyen bir delikanlıyla genç kız, evlendikleri zaman değişmekte ve sıcak aile yuvasında ilk kez kendilerinin bir başkası karşısında sorumlu olduklarını hissetmektedirler. Giderek isteklerin sahası genişlemekte, hele çocuk sahibi olduklarında bu çift büsbütün değişivermektedir. Mesela eğer delikanlı tembel ve pısırıksa, çalışkan ve inanılmaz derecede hareketli oluvermektedir; baba evinde yatağından erken kalkmaya bile üşenen genç kız, beşikteki bebeğinin ağlama sesini duyar duymaz uyanıp onunla ilgilenivermektedir!
Gevşeklik, üşenme ve pısırıklığı giderip, gençleri böylesine enerjik kılan ve fedakarlığa iten bu güç, hangi güçtür sahi?! Sevgi ve aşk değil midir bu değişimi yaratan?
Cimriyi eli açık; sabırsızı sabırlı ve tahammüllü insana dönüştüren güç, aşktan başkası değildir.
Sabahtan akşama kendi kursağını düşünüp toprağı gagalayan bencil ve korkak bir tavuğu, yiyecek bir şey bulur bulmaz civcivlerini çağırıp onlara yediren cesur ve savaşçı bir mahluka dönüştüren güç, annelik sevgisi ve ana aşkından başka bir şey midir?
Düne kadar tembel ve şımarık olan genç bir kızı minik bebeği karşısında çalışkan, enerjik ve fedakar bir anneye dönüştürüp çocuğu uğruna zahmetlere katlanma gücü veren şey sevgi ve tutku değil midir?
Sevgi ve aşk öyle bir güçtür ki gevşeklik, bencillik ve şiddeti yok edip şefkat ve fedakarlığa dönüştürür, kabalığı giderip duygusallığı getirir, sorumluluk ve birliktelik aşılar, ayrılığı gayrılığı yok eder, hırçınlık ve bunalıma son verir, insanın bütün güçlerini organize ve seferber eder, kısacası sevgi ve aşk, köklü değişiklikler yaratma gücüne sahiptir.
Edebiyat ve şiir sahasında, sevgi ve aşkın etkilerinden söz edilirken daha ziyade onun ilham verici ve yapıcı etkisi ön plana çıkar:

Çiçekten aldı bunca marifeti bülbül
Yoksa o gagada ne gezerdi bunca gazel?!

Gülün bülbül üzerindeki bu olumlu tesiri dıştan içe yönelik olsa da, aslında sevgi ve ilginin gücünden başka bir nedeni yoktur bunun:

Mecnun, durup dururken Mecnun olmadı ya!
Leyla’nın aşkı çekip götürdü onu yıldızlara!

Evet, aşk gizli güçlerini ortaya çıkarır insanın; dizginlenmiş güçlerin boşanıvermesini sağlar, atomu parçalayıp atom enerjisine dönüştüren unsur da sevgi ve aşktır.
Aşk, ilham kaynağıdır ve bir kahramana dönüştürür insanı. Güçlü bir sevgi ve tutku sonucu ortaya çıkmış nice şairler, filozoflar ve sanatçılar vardır.
Aşk, nefsi tekamüle erdirir; hayra vesile olabilecek yetenekleri harekete geçirip ortaya çıkarır; algılama konusunda ilham gücü verir, duygu ve his dünyasında irade ve gayret kazandırır insana; hele ulvi bir boyutta olursa kerametler ve olağanüstü güç ve yetenekler kazandırır. Ruhu çirkinliklerden temizler. Bencillikten doğan soğukluğu, cimrilik ve pintiliği, kibir ve mağrurluğu, kendini beğenmişliği yok eder. Kin, nefret ve ukdeyi silip süpüren sevgidir, adeta sevgisizliktir bunların ortaya çıkmasının sebebi.

Sevgi acıları tatlılaştırır
Bakırı altına dönüştürür.

Aşk ve sevginin ruh üzerindeki etkisi yapıcı ve geliştirici, beden üzerindeki etkisi ise yıkıcı ve eriticidir. Aşkın beden üzerindeki etkisi zayıflama, erime, sararıp solma, iştahsızlık, hazımsızlık ve sinir bozukluğu gibi durumlardır, hatta denilebilir ki beden üzerindeki etkilerinin tamamı yıkıcı ve eriticidir. Halbuki ruh üzerindeki etkisi hiç de böyle değildir; aşkın türü ve nasıl kullanıldığı da bu bağlamda çok etkilidir. Sosyal etkileri bir yana, ruhi ve ferdi açıdan tamamlayıcı ve kemale erdiricidir. Zira güç, enerji, şefkat, birlik, samimiyet ve çalışkanlık kazandırmaktadır insana; zaaf ve yılgınlığı, zavallılık ve zilleti, ayrılık-gayrılık ve aptallığı gidericidir. Kur’an’ın “dess” diye tabir ettiği günah, hata, ayıp, çirkinlik ve olumsuzlukları siler süpürür; hileyi, yalanı dolanı alır götürür, katıkları giderip ihlas getirir. Şairin de dediği gibi:

Can sahibi cismi viran ederse eğer
Viran olduktan sonra yeniden imar eder
Sefan olsun ey can, aşk için, sefa için
Malı-mülkü, varı-yoğu sarfettin
Altın hazinesi için önce harap etti evi
Sonra daha güzel bir hazine imar etti
Suyu kesti, ama arkı temizlemek içindi bu
Sonra da kendi pınarından açtı tertemiz su
Postu deldi okla gerçi, ama
Yeni bir deri çıkardı, taptaze.
Mükemmel insanlar sırrı bilirler
Kendilerinden geçmiş, mest olmuşlardır bu yüzden.
Ama sırt çevirmemişlerdir ona, sarhoşlukla
Dostun aşkında gark olmuşlardır aslında…

Üstad Mutahhari’nin “Bilinmeyen Simasıyla Hz Ali” adlı kitabından.. Okumanızı öneririm..

Reklamlar
Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: