sağlığın sırrı

İran şahı, tıp ilminde şöhret olmuş bir hekimi, Müslümanlar’a hizmet etmesi için Allah’ın Elçisi’ne göndermişti.

Birkaç yıl Arabistan’da kaldı hekim. Bu süre içerisinde kimse başvurmadı ona.

Bir gün Nebi’nin huzuruna gelerek yakındı:

«Beni arkadaşlarınızın tedavi hizmetleri için göndermişlerdi. Kaç yıldır kapımı çalan yok. Kimse gelip «benim şöyle bir ra­hatsızlığım var,» demiyor, muayene ve tedavi için başvurmu­yor.»

«Onlar» dedi Allah’ın Elçisi, «iyice acıkmadan yemezler, ye­mekten de doymadan el çekerler»

Hekim, «İşte!» diye bağırdı, «sağlığın sırrı.»

Akıllı kişi gerektiğinde konuşur.

Acıkmadan sofraya oturmaz.

 

Gülistan, Şeyh Sadi

Reklamlar

Misafirleri kaçırmanın yolu..

Çin’e kaçmak..

Bir tasavvuf müridi, Şeyhine şikâyette bulundu,

«Sürekli misafir geliyor evime. Zamanımı hep onlara veriyo­rum. Ne yapacağımı şaşırdım. Bana akıl verin.»

Şeyh; «Gelen fakir ise borç para ver» dedi, «zengin olanlardan ise bir şeyler iste, bir daha çevrende dolaşmazlar.» 🙂

Dilenci islam ordusunun önünde kılavuzluk etse,

düşman, «belki bizden bir şey ister» diye Çin’e kaçar.

Gülistan, Şeyh Sadi

Misafir kaçırma peşinde değilim ama kitabı okurken komik bulduğumdan paylaşayım istedim..

dışı süs içi pis

Şamlı alimlerden birine, «tasavvuf nedir?» diye soruldu.

«Dış görünüşleri perişan, fakat içleri zengin insanların halidir,» diye cevapladı.

İçleri pis, dışları süs insanların işi değildir tasavvuf.

Gönül her an bir yere gidiyorsa, yalnızlıkta bile mutlu olunmaz.

Kalbi Allah’la birlikte olan, nerede olursa olsun yalnız sayılır.

Gülistan, Şeyh Sadi

Allah çağırınca

Padişah bir dervişe sordu.

«Bizi hatırlıyor musun?»

Derviş, «Allah’ı unutunca seni hatırlıyorum,» diye cevapladı.

Allah’ın kapısından sürülen her yana koşar.

Bir kişiyi Allah çağırınca, artık kimsenin kapısına koşturmaz.

Gülistan, Şeyh Sadi