Mehdilik inancı Hıristiyanlardan mı bize geçti..

“Ayetullah Cafer Subhani ile ‘Mehdilik Üzerine Söyleşi başlıklı yazıdan ilgili kısmı alıyorum.. İnş. tamamını bulunuz..

…/…

Bazı aydınlar ve düşünürler, Mehdilik konusuna değinirken, bunu toplumsal bir kültür olarak nitelendirmeye çalışıyorlar. Bunlar diyorlar ki, Mehdilik inancının aslı İslam dininde yoktur, bu inanç, Yahudilik ve Hıristiyanlık tarafından İslam’a sokulmuştur. Bu hususta ne diyorsunuz?

Ayetullah Subhani:

Mehdilik inancının aslı İslam’a ve İslam’dan önceki ilahi dinlere dayanmaktadır, bu sadece İslam’a mahsus bir inanç ve itikat değildir. Allah (c.c) Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın geleceği sözünü bütün ümmetlere vermiş ve ilahi kitaplarda da açıklanmıştır. Allah Teala, zulmün tamamen dünyayı sardıktan sonra verilmiş olan o sözün gerçekleşeceğini Hz. Musa aleyhi’s-selâm, Hz. İsa aleyhi’s-selâm ve bizim peygamberimiz olan Hz. Muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih vasıtasıyla bildirmiştir.

Böyle bir düşünce ve inancın ortak olarak paylaşılmasının anlamı, bu inancın çeşitli ümmetlerin birbirinden ilhamla ortaya atıldığı anlamına gelmez.

Çünkü bütün ilahi kitapların kaynağı ve içeriği birdir. Fakat yolları ve açıklama şekilleri farklıdır. Bu konuda Allah Teala şöyle buyuruyor: “…Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik.” Bizim inancımıza göre bütün İlahi dinler (usulde) birdirler, farklılık varsa ayrıntılardadır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyandı; dosdoğru bir Müslümandı. Müşriklerden de değildi.” Bu ayetin ışığında diyoruz ki Hz. İbrahim aleyhi’s-selâm’ın dini, Hz. Musa aleyhi’s-selâm’ın; Hz. Musa’nın dini Hz. Muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih’in dinidir. Aralarında hiç bir farklılık yoktur. Farklılık sadece şeriatlarında görülmektedir. Dikkat ederseniz dinler diye söz edilmemiş; çünkü Allah Teala bir tek din göndermiştir. O da İslam’dır. Allah Teala şöyle buyuruyor: “Hiç şüphesiz, Allah katında din, İslam’dır…”

Mehdilik inancının üç şeriatte de aynı olması, üçüncüsünün ikincisinden, onun da birincisinden almış olduğuna delil olmaz. Namaz ve zekatın bütün dinlerde olduğu gibi. Hatta hac bile bu üç dinde vardır. Bir şeyin bu dinlerde olması, birinin öbüründen aldığı anlamına gelmez.

Aksi takdirde namazın, zekatın ve haccın, Yahudilik ve Hıristiyanlıktan İslam’a girdiğini söylememiz gerekir. Böyle bir düşünceye sahip olmak, İslam’ı inkar etmek demektir. Yüce Allah, insanlığı kurtarmak için reçete göndermiş, peygamber ve elçileri de bunu açıklamakla görevlendirmiştir. Ne var ki zamana göre bu reçete biçim yönünden değişik ve farklı olmuş olabilir. İçerik açısından hepsi birdir ve asılları aynıdır.

Diğer bir konu da şudur ki, Mehdilik inancının ne zaman ve nasıl Müslümanların kültürüne yerleştiğini incelemek, metot olarak yanlıştır. Çünkü böyle bir görüşün öne sürülebilmesi için bir olayın toplumun kültürüne yerleşmekle beraber ona ait hiç bir akli ve nakli delilin olmaması durumunda bunun hangi kültürün etkisinde kalınarak ve nasıl ortaya çıkarıldığı aranılabilir. Örneğin: Ayın on üçüncü gününü halk uğursuz saymaktadır, bunun hakkında hiç bir akli ve nakli delil yoktur. İşte bu gibi konular tartışılabilir ve hakkında çeşitli varsayım ve yorumlar ileri sürülebilir ve farklı toplumsal hadiseler kaynak gösterilebilir.

Ama hakkında akli ve nakli delil bulunan bir konuda böyle bir tavır takınmak ve onun başka kültürlerin etkisinde kalınarak ortaya çıktığını söylemek yanlıştır. Ve diyebiliriz ki Hz. Mehdi ile ilgili yüzden fazla hadis ve rivayet (Sahih ve müsnetlerde) Ehl-i Sünnet tarafından nakledilmiş ve bin iki yüzü aşkın hadis de Ehl-i Beyt mektebinin temel kitaplarında rivayet edilmiştir.

Mehdilikle ilgili olarak Resul-ü Ekrem’den ve İmamlardan nakledilen yüzlerce sahih hadis olmasına rağmen bu inancın başka mektep ve dinlerden İslam’a girdiğini veya baskı altındaki halkların bir teselli kaynağı olarak ortaya çıktığını ileri sürülmek doğru değildir.

Resul-ü Ekrem buyuruyor ki: “Eğer dünyadan bir gün dahi kalmış olsa Allah Teala o günü o kadar uzatır ki soyumdan olan (Mehdi ismiyle tanınmış) evladımı göndersin.”

Bazı kişilerin hiç bir delil olmadan öne sürdüğü yorum ve tahlillerle bu akidenin toplumsal bir kültür olarak nitelendirilmesi asıl illetin bilinmemesinden doğmaktadır.

Allah Teala Kur’an’da buyuruyor ki: “Müşrikler hoşlanmasa da O dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur.”  Acaba bu ayet açıkça İslam’ın dünyaya genel hakimiyetinin gerçekleşeceğini vaat etmiyor mu? Mehdilik inancından da temel unsuru bu müjde teşkil etmiyor mu? Dikkat edilirse, bu gün, İslam dininin bütün dinlere galip gelmesi gerçekleşmiş değildir. Şu anda Müslümanlar bir avuç Yahudi’nin üstesinden gelemiyor. Bir milyarı aşkın putperest var, onlara galip gelinememiş vaat edilen gün henüz gerçekleşmemiştir. İslam’ın galebe çalması Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın zuhuru ile gerçekleşecektir inşallah.

…/…

“Ayetullah Cafer Subhani ile ‘Mehdilik Üzerine Söyleşi” başlıklı yazıdan bir kısım..

Reklamlar