Yağmur Köşelerinden – İran Filmi

از کوچه های باران (Ez Kuçehâ-yı Baran) Yağmur Köşelerinden – İran Filmi

Filmin adı:از کوچه های باران (Ez Kuçehâ-yı Baran)
Nâm-ı Diğer: From The Alleys of Rain
Yönetmen: Seyyid Mecid Musaviyan
Yardımcı Yönetmen: Peyam Hanefi
Yapımcı: Seyyid Ahmet Kaşançi
Oyuncular: Peri Kerbelai, İsmail Hallac, İbrahim İbrahimiyan, Feriburz Germarudî, Mecid Saidi, Habib Allahyari, Nergis Muhammedi, Meryem Kazımî, Şahin Teslimi, Tayyibe Saffari, Muhammed-Rıza Abbas Necad, Haşmet Aramide, Saadet Nuri, Seyyid Mehdi Musaviyan.

yagmur

Sümeyye Mansuri’nin özgün fikrine dayalı olan “Yağmur Köşelerinden” filmi; yaşlı bir kadın, Hayat Salihi’nin Hacc ziyareti isteği ve çabasını konu alıyor. Hacca gidemeyen Salihi Hanım, oğlunun isteği üzerine Meşhed ziyaretine yola çıkıyor. Yönetmen Seyyid Mecid Musaviyan, bu filminde, tüm İslami ve ahlakî öğretileri en güzel şekilde işliyor. İyi seyirler. 🙂

http://www.yenikaynak.com/yagmur-koselerinden.html

Reklamlar

Cumartesi Avcısı – İran Filmi – 2009 – Türkçe Düblaj

شکارچی شنبه

شکارچی شنبه  – [the Saturday Hunter] – [Cumartesi Avcısı] – 2009 – İslami İran

Perviz Şeyh Tadi yapımı bu İran filmi, siyonistlerin Filistin’i işgali, ve kendi nesillerini nasıl hunharca yetiştirdiklerini konu alıyor.

Filmi şu siteden izleyebilirsiniz: http://www.yenikaynak.com/cumartesi-avcisi.html

Cennet’e 5 KM – İran Dizisi

پنج کیلومتر تا بهشت – Penc Kilometr Tâ Beheşt (Cennet’e 5 km) IRIB TV3‘ün Ramazan 2011’de yayımladığı, 24 bölümlük güzel bir dizidir.

cennet

 

ifilmtv‘den özetle dizinin konusu şöyledir:

“Dindar bir genç olan Emir Hüseyin (Mehdi Sulukî), babası gibi saydığı Humayun Bey (Daryuş Ferheng)’in şirketinde çalışmaktadır. Şirket soyulup, Emir Hüseyin ortadan kaybolunca herkes onu hırsız olarak görür. Ancak, Humayun Bey’in kızı Ayda (Şebnem Gülihani), Emir Hüseyin’in suçsuzluğunu isbata çalışır.”

Ailece izlenilebilecek çok güzel bir dizi. Kesinlikle tavsiye ederim.

Diziyi buradan izleyebilirsiniz:

http://www.yenikaynak.com/cennete-5-km.html

İyi seyirler. Selametle.

Tala va Mes – Gold and Copper – Iranian Film – 2011

The Persian poets called love the “elixir” (iksir). The alchemists believed that there existed a material in the world which they called the “elixir” or “the philosopher’s stone” (kimiya) which could change one matter into another matter, and they searched after this for centuries.

The poets took over the use of this terminology and said that the real “elixir” which has the power of transformation is love, because it is love which can transmute a substance. Love, absolutely, is the “elixir” and has the properties of the philosopher’s stone, which changes one nature into another, and people also are different natures.

People are mines, like gold-mines and silver-mines.

It is love which makes the heart a heart, and if there is no love, there is no heart, just clay and water.

..Love makes the heavy and lazy nimble, cunning, and even makes the slow-witted astute..

..It is love which turns the miser into a benefactor, and an impatient and intolerant person into someone with endurance and tolerance..

[Excerpt from “The Elixir of Love” by Ayatollah Murtaza Mutahhari]

Iranian film by director Homayoun Assadian, where a young student of religious sciences must turn his knowledge about Islam into action, when his wife is diagnosed with  multiple sclerosis (MS).

Assadian mixes the daily life demands in the Tehran metropolis, with the deepest and most prioritary teachings of the Islamic religion, through the language of Hafez and Mowlavi (Rumi) poetry.

http://www.ifilmtv.ir

By love, bitternesses became sweet,

By love, pieces of copper became gold. (Rumi)

İran, Mus’ab bin Umeyr’i anlatan film yaptı

İslami İran’ın Hz. Mus’ab bin Umeyr’i (r.a) anlatan filmi,  راه بهشت   Râh-ı Beheşt (Cennet Yolu) (2011).

Râh-ı Beheşt

 

Yönetmen: Mehdi Sebağzade
Yapımcı: Muhammed Taki Ensarî
Süre: 92 dakika

Film hakkında Farsça bilgi aşağıdaki sitelerde ve daha fazlasında mevcuttur:

http://www.sourehcinema.com/Title/Title.aspx?id=139010200007

 

http://fa.wikipedia.org/wiki/راه_بهشت_(فیلم_۱۳۹۰)

 

http://farsvideo.com/%D9%81%DB%8C%D9%84%D9%85-%D8%B1%D8%A7%D9%87-%D8%A8%D9%87%D8%B4%D8%AA/

 

http://radiofarhang.ir/index.php?mode=content&content_id=58879

 

Filmden kareler (RESİMLER):

 

http://www.jahaniha.com/%D9%81%DB%8C%D9%84%D9%85-%D8%B1%D8%A7%D9%87-%D8%A8%D9%87%D8%B4%D8%AA.html

 

Filmden bir kesit (VİDYO KLİP):

 

http://www.aparat.com/v/utCje/%D8%A7%D9%86%D9%88%D9%86%D8%B3_%D9%81%DB%8C%D9%84%D9%85_%D8%B1%D8%A7%D9%87_%D8%A8%D9%87%D8%B4%D8%AA

İslam İnkılabında Dini Azınlıklar..

Sünni Müslümanlar hakkında değil bu konu.. Çünkü onlar İslam dininin içindedirler, mezhep olarak azınlık olsalar da, devletin İslami (mezhepler üstü) oluşundan istifade etmekteler..
İran’da Sünni Müslüman azınlık ve hakları için şu başlığabakabilirsiniz:

http://www.velayet.com/munazara/iranda_kac_milyon_sunni_yasamakta_ve_sunni_camii_sayisi_kac-t23471.0.html

çünkü burada İslam dışı azınlıktan (yahudi, hıristiyan, sihler vs) bahsedilecektir..

İran İslam Cumhuriyetinde dini azınlıkların durumu..

İran’ın Yahudiliğe, Hıristianlığa vs. hoşgörü ve müsamaha göstermediği iddia ediliyor.. Peki gerçekten böyle midir?
Aslında bunun üzerine makale yazmak isterdim.. Ama detaylı bir araştırma için zaman gerekiyor.. Sahip olmadığım için bunun yerine İran’da dinî azınlıklar hakkında ehil zevatca hazırlanmış çok kısa üç belgesel sunacağım..

İran İslam İnkılabında Sihler..

İran’da Sih dinine mensup azınlık var.. Kıyafet ve yaşayışlarıyla ruhani Müslümanları andıran Sihler, İran’ın Hindistan’la sınır olduğu zamanlarda (Pakistan henüz yokken) emniyet, huzur ve sükunet bulmak için İran’a göçmüşler.. ve kendilerini Hindistanlı değil, İranlı kabul ediyorlar artık.. Tek yaratıcıya inanan Sihler de İran’da dini ayinlerini serbestçe yapmakta.. Kültürlerini yaşatmak için bir araya gelip, oturumlar düzenlemekteler.. Sih ambleminin, İran bayrağındaki Arapça “Allah” yazısına benzerliği de gözlerden kaçmıyor..

İslami İran’da yahudiler..

İran’da yahudi azınlık da mevcut.. Siyonist İsrail, İran’ın duruşu ve Filistin’e desteğinde bu kadar yakınsa da, İran’da yahudiler mutlular ve huzur içinde yaşıyorlar, Sinagoglarda ritüellerini ve dini ayinlerini rahatça yapıyorlar.. Aslında, tarihi meskenlik ve bu hoşgörü ve müsamahadan olsa gerek ortadoğuda Gasıp Rejim İsrail’den sonra en çok yahudi İran’da yaşıyor.. 25.000.. Evet, 25.000 İranlı yahudi.. Bu yahudilerin tek farkları, dindar olmaları ve siyonizmin siyasi bir söylem olup, yahudilikle bağdaşmadığını iddia etmeleri.. Cani İsrail’in Filistindeki Müslüman halkı katletmesine karşı çıkıyorlar.. İran meclisinde bir de milletvekilleri var..

İran İslam Cumhuriyetinde Hıristiyanlar

İran’da hıristiyanlar da huzur içinde.. Açıklamaya gerek yok sanırım.. Kısa belgeselleri izlerseniz yeterlidir..

Listeye daha fazla dini azınlık bulursam ekleyeceğim.. Selametle

İran’da Ne Kadar Sünni Yaşamakta ve Sünni Camii Sayısı Kaç?

İran İslam devriminden önce Tahran’da Sünnilere ait cami bulunmamaktaydı. Tahran’da Sünni camilerinin yapılması için Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Şiilere ait caminin açılmasına izin verilme şartı koşulmaktaydı. Ama görüldüğü gibi İran İslam Cumhuriyeti kurulduktan sonra bu şarttan vazgeçilmiş ve bugüne kadar sayıları oldukça az olmasına rağmen Tahran’da 9 Sünni camisinin açılmasına izin verilmiştir. Tahran’da Sünni camisinin olmasına karşı çıkanların ileri sürdükleri gerekçeler de öyle yabana atılır cinsten değildir.* Peki İran genelinde iddia edildiği gibi 20 milyon sünni yaşamakta mıdır?

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA

Bazıları Sünnilerin İran’da devlet dairelerinde görevlendirilmeklerini iddia etmektedirler. Halbuki İran Parlamentosunda Sünni milletvekilleri bulunmaktadır. Belediye meclislerinde, valiliklerde, belediye başkanlıklarında, emniyet ve orduda Sünniler görev yapmaktadır.

İran İslam cumhuriyetini karalayanlar İran’ın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar Sünnilere ait camilerin olduğunu bilmemekte veya bilerek İran İslam Cumhuriyetini kötülemektedirler. Sünnilere ait okullar ve medreselerin dışında (Sünnilerin yaşadığı) İran’ın her bölgesinde Sünnilere ait camiler bulunmaktadır.

İran genelinde eğer ince bir hesaplama yapılırsa Ehlibeyt mensubu Müslümanların öteki din ve mezheplere göre çok daha mahrum oldukları görülecektir.

İran İslam Cumhuriyeti genelinde 70 bin dolayında cami bulunmaktadır. Bu camilerden 60 bini Şiilere 10 bini Sünnilere aittir.

Halbuki İran İslam Cumhuriyeti nüfus sayımına göre (beş yıl önceki sayım) İran’da 72 milyon insan yaşamaktadır. Bunun % 99’u Müslümanlardan oluşmaktadır. Bunun da % 7’sini Sünniler teşkil etmektedir. Bu sayıma göre ülke genelinde 5 milyon kadar Sünni yaşamaktadır.** Ve ülkede bulunan Sünni camii sayısı 10 bin dolayındadır. Bu istatistiğe göre her 500 Sünni’ye bir cami düşmektedir. (Türkiye’de her 900 kişiye bir cami düşmektedir.)

Eğer ülkedeki % 7 olan Sünni nüfusu Şiilerden çıkarırsak geriye 66 milyon Şii Müslüman kalmaktadır. (bir milyon kadar öteki dinler) 66 Milyon Şii nüfusa göre camii sayısını hesapladığımız zaman her 1100 Şii Müslüman’a bir camii düşmektedir.

Gayri resmi rakamlara göre ise ülkede bulunan Şii camilerin % 40’ı cami imamından yoksun bulunmaktadır. Yani her yüz camiden 40’ının imamı bulunmamaktadır. Ve bu camilerin büyük bir kısmı tamire ihtiyaç duymaktadır.***

İran İslam Cumhuriyetinde yaşayan Ermeni Hıristiyan sayısı ise 150 bin dolayındadır. Ülkede Ermenilere ait kilise sayısı ise 300’dür. Buna göre her 500 Ermeni’ye bir kilise düşmektedir.

Dikkat edildiği gibi İran İslam Cumhuriyeti bir İslam ülkesi olmasına ve Şii mezhebi fıkhına göre yönetilmesine rağmen öteki din ve mezhepler Şiilerden çok daha fazla imkana ve ibadethaneye sahiptirler.          

İran İslam Cumhuriyeti Şehirlerine Göre Cami Sayısı:

Batı Azerbaycan Eyaleti (Urumiye bölgesi): Sünnilere ait camii sayısı 1465

Buşehr: Sünnilere ait camii Sayısı 106

Tahran:  Sünnilere ait camii sayısı 9 (ve sayısı bilinmeyen bir çok mescit)

Horasan: Sünnilere ait camii sayısı 746.

Sistan – Beluçistan: Sünnilere ait cami sayısı 3546. Sistan – Beluçistan eyaletinde yaşayan Sünni sayısı: 824.395 kişi olmasına rağmen cami sayısı 3546. Burada yaşayan Şii sayısı ise 898.184. Şiilerin cami sayısı ise sadece 322. Resmi rakamlara göre Sünni Şii sayısı neredeyse aynı olmasına rağmen Sünnilerin cami sayısı Şiilerin cami sayısından kat be kat daha fazladır!

Fars: Sünnilere ait camii sayısı 212.

Kürdistan: Sünnilere ait camii sayısı 1768.

Kerman: Sünnilere ait camii sayısı 21.

Kermanşah: Sünnilere ait camii sayısı 341.

Gulistan: Sünnilere ait camii sayısı 1017.

Gilan: Sünnilere ait camii sayısı 89.

Hurmuzgan: Sünnilere ait cami sayısı 1032.

İran Genelindeki Sünnilere ait camii sayısı toplam: 10344. 

İran Parlamentosundaki Sünni Milletvekillerinin Listesi  

İran parlamentosunda görev yapan toplam milletvekili sayısı 290’dır. Bu milletvekillerinin 19’u Ehli sünnete, 12’side öteki dini azınlıklara aittir. Şimdi şu anda parlamentoda görev yapan Ehli sünnet ve dini azınlıkların milletvekillerinin isimleriyle birlikte tam listesini veriyoruz. (böylelikle hiçbir şüpheye mahal verilmemiş olunsun)  

Kürdistan Bölgesinden Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

1- Muhsin Bigleri

2- Hamit Kadir Marzi

3- Ümit Kerimiyan

4- Emin Şabani

5- Abdul Cabbar Keremi

Batı Azerbaycan Eyaletinden Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

6- Abid Fettahi

7- Osman Ahmedi

8- Muhammed Kasım Osmani

9- Resul Hazari

10- Abdul Kerim Hüseyin Zade

Beluçistan Eyaletinden Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

11- Nasır Kaşani

12- Hamit Rıza Peşeng

13- Hidayetullah Mir Murad Zehi

14- Yakup Çenkal

15- Said Erbabi

Gulistan’dan Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

16- Abdul Kerim Recebi

Kermanşah’dan Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

17- Nimet Menuçehri

Horasan’dan Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

18- Mahmut Nigehban Selami

Hurmuzgan’dan Meclise Giren Ehli Sünnet Milletvekilleri

19- Ahmet Cabbari

***

İran’daki Dini Azınlıkların Milletvekili Listesi

İran İslam Cumhuriyetinde dini azınlık olarak Hıristiyanlar (Ermeni, Asuri, Keldani) Yahudiler, Zerdüştler, Sabiiler… yaşamaktadır.

İran İslam Cumhuriyeti, dini azınlıklar için nüfus oranlarına göre 12 milletvekili hakkı tanımıştır.

Musevi Dinine Mensup Milletvekillerinin Listesi

1- Siyamek Mirsedek

2- Mesud David

Zerdüşt Dinine Mensup Milletvekillerinin Listesi

1- Kuvruş Azer Guştasebi

2- Ferşid İhtiyari

3- İsfendiyar İhtiyari Kesneviye Yezd

Hıristiyan (Ermeni) Dinine Mensup Milletvekillerinin Listesi

1- Sarkis İsraili İstpaniyan

2- Armin Hayirpetyan

3- Karen Khanleri

Hıristiyan (Keldani Ve Asuri) Dinine Mensup Milletvekili Listesi

1- Edward Serkizzade

2- Lurens Enviye Tekiye

3- Yunten Bot Kulia

4- Franklin Binyamin Feki Biklu    

* Tahran’da Sünni camisinin olmamasını savunanların görüşlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Tahran’da Sünni camisinin yarattığı endişelerden bir kaçı

Tahran’da Sünni bir cami yani, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt… gibi ülkelerin Şii bir ülke olan İran İslam Cumhuriyetinin başkentinde nüfuzlarını arttırmak anlamına gelmektedir. (buda aynı zamanda İran’ın başkenti Tahran’da Amerika ve Siyonist rejimin varlığı demektir) Suudi Arabistan ve öteki kukla rejimler İran İslam Cumhuriyetinde nüfuzlarını arttırmak için ülkede yaşayan Sünnileri kullanmaktadırlar. Burada bir Sünni camisi demek siyasi olarak İran’ın kalbinde gövde gösterisi yapmak anlamına gelmektedir… bu kukla rejimler başta Sistan – Beluçistan eyaleti olmak üzere ülkede yaşayan Sünnilerin bir kısmı bu ülkelerden her yıl düzenli olarak (gizli olarak) yüklü miktarlarda maddi yardım almaktadırlar. İran İslam Cumhuriyetinin Sistan bölgesinde yaşanan terör saldırıları, uyuşturucu kaçakçılığı bunun en bariz örneğidir. İran’ın sistan – Beluçistan eyaleti İran’ın en güvensiz bölgesi unvanını taşımaktadır. Bu bölgede şu ana kadar yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaş silahlı ve bombalı saldırılar sonucu hayatını kaybetti. Bir çok Şii vatandaş kaçırılarak başları kesilmiş ve bedenlerine işkence edilmiş olarak bulundu. Bölgede Sünnilerin sayısının artması için çok evlilikler bilinçli olarak yaptırılmaktadır. Bu bağlamda ülkede çok eşli evlilikler başta bu bölge olmak üzere öteki Sünni bölgelerinde yaygın bir şekilde devam etmektedir. bir çok Sünni dört evlilik yapması için teşvik edilmekte ve bunun için yüklü miktarlarda para yardımları almaktadırlar. Şu anda Sünni bölgelerindeki dört eşlilik oldukça yaygındır. Her bir Sünni ailenin ortalama sayısı son yıllarda 40 kişiyi bile geçmektedir!! Şiiler ise genel olarak bir evlilik yapmakta ve en fazla üç çocuk sahibi olmaktadırlar.

Tahran’da Sünni camisi demek, Sistan – Beliçistan bölgesindeki düşüncenin Tahran’a da yayılması anlamına gelmektedir. Tahran’da güçlenmek demek artık Tahran’ın da Sistan – Beluçistan gibi emniyetsiz bir yer olacağı ve her gün Tahran’ın değişik yerlerinde bombalama ve intihar saldırılarının olacağı anlamına gelmektedir.

** İran’da ne kadar Ehli sünnet mensubu Müslüman’ın yaşadığını anlamanın bir başka yolu da yıllık Sünni hacı sayısıdır. İran İslam Cumhuriyetinden hacca giden hacı sayısı yıllık olarak 100 binin üzerindedir. Bunun altı ila sekiz binini Ehli sünnet Müslümanları oluşturmaktadır. Bu sayıdan da İran’da (şu anki ramaklara göre) altı ila yedi milyon arasında Ehli sünnet mensubunun yaşadığı anlaşılmaktadır.

*** İran İslam Cumhuriyetinde camilerin yapımı, tamiri, bakımı halka aittir. Devlet eliyle camiler açılmaz. Buralara camii imamı atamaz. İmamların camide görev yapması da tamamen halka bağlıdır. halk istediği alimi getirir cami imamı olarak atayabilir. Cami imamının maaşı da halka aittir. Devlet karışmaz.

ABNA.İR

http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=319949

Ayrıntılı bilgi için şu belgeseli izleyebilirsiniz:

http://www.islamivahdet.com/iranda-ehli-sunnet-olmak-belgesel-turkce-dublaj/

Kimdir Bu Farisiler?

Alıntı bir yazı..

Kimdir Bu Farisiler?

Hz. Selman-ı Farisi(r.a)’ın teklifi ile hendek kazarak müşriklerin kuşatmasını boşa çıkaran savaş taktiği hala tebrike şayan bir şekilde tazeliğini korumaktadır. Savaşın bitiminde Medine’deki ensar ve muhacir Selman-ı Farisi(r.a)’ın etrafını çevirir tebrik ve takdirlerle Selman-ı Farisi(r.a)’ı kucaklarlar. Zira hendek kazarak savunma taktiği o dönemde Arablar’ın bilmediği bir savunmadır. Müşrikler Medine’yi kesin aldık gözüyle kuşatmaya geldiklerinde alışık olmadıkları bir savunma ile karşılaşırlar. Sonrası malumdur. Biiznillah mağlup ve zelil bir şekilde ayrılacaklardır. Bu galibiyetin verdiği coşku ile ensar “Selman Ensar’dandır” diyerek Hz. Selman-ı Farisi(r.a)’ı bağrına basacak, diğer taraftan muhacir “Selman Muhacir’dendir” diyerek Selman-ı Farisi(r.a)’ı sahiplenecektir. Böylesi tatlı bir kapış kapışın yaşandığı noktada Resulullah(s.a.v) “Hayır! Selman Ehl-i Beyt’tendir” diyerek Selman-ı Farisi(r.a)’ı ailesi arasında sayı verecektir. Muhacirliğin ve ensarlığın daha fevkinde bir makam artık Selman-ı Farisi(r.a)’ındır. Hem acem hem de ehl-i beytten olunabilmek. İslam’ın ırklara göre şekillenmediğinin ve İslam’a hizmet etmekle kişinin kavmine bakılmaksızın Resulullah(s.a.v)’e yakın olmaklığının bir alameti olarak kayda düşen bu hâdise ne kadar da ilginç ve ibretliktir.

Resulullah(s.a.v)’in Selman-ı Farisi(r.a)’ı ehl-i beytten saydıktan sonra birde mübarek elini Selman-ı Farisi(r.a)’ın omzuna koyarak “ilim Süreyya yıldızında olsa da bunlardan (Farisi) biri gider mutlaka onu alırdı” buyurarak Fars kavminin ilme olan aşkını beyan etmiştir. Bu hadis-i şerifi Hanefi ulemasından bazıları Ebu Hanefi(rah.a)’in gelişine işaret olarak kabul etmiştir. Ebu Hanefi(rah.a)’in de Fars kavminden olması ve ilimdeki şöhreti birleşince ister istemez hadis bu şekilde yorumlana gelmiştir. Tarih süresinde Farslıların birçok ilim alanında ileri derecede yol kat ettiğini biliyoruz. Ama şu son ataklar “ilim Süreyya yıldızında da olsa Farisi biri gider mutlaka onu alırdı” hadisinin bu yüz yılda da tecelli ettiğini, edebildiğini akla getirmiştir. Çeyrek asırlık bir sürede İran İslam Cumhuriyeti insansız uçaktan, füzeye, nükleer enerjiden savaş uçaklarına kadar birçok teknik ilerleme ile devrin süper güçlerine fark atar duruma gelmesi hadis-i şerifi yeniden tecelli ettirir niteliktedir. Oysa bu ana kadar hadis hep Ebu Hanefi çevresinde değerlendirilip Farilsinin gidip aldığı ilim hep fıkıh ağırlıklı olduğu yorumu ile gündemde kalmıştır. Ama şimdi görülüyor ki diğer teknik alanlarda da Farisiler ilmi alıp geliyor. Hem de resmi açıklamaları ile sabit olan bir ifade ile “tüm İslam ülkeleri ile ilimlerini paylaşmaya hazır olduklarını” beyan ederek. Tebrik ve takdirden başka diyecek bir şey yok. Hele bir de “az zamanda çok iş başarmış” bir coğrafyanın insanı olarak baktığınızda maşallah tebarekallah demekten kendinizi alamıyorsunuz. Birde mü’minseniz ve Elhamdülillah diyorsunuz. Çünkü ilim ve teknolojinin ABD ve İsrail’i tedirgin edecek “made in İslam” patentiyle ortaya çıkması hamd-i vacip kılan bir haldir.

Bütün bu olanları görebilmek içinde beyin zamanlaması olarak geri doğru zaman tünelinde seyahat etmektense şimdiki zamana gelmek gerekiyor. Zira beyin zamanlamasında hala Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail’in savaşına kendini kaptırıp 2000’li yıllarda olmasına rağmen yüzyıllar önce bitmiş bir savaşı beyinlerinde sürdürenler son gelişmelerden habersizdir. Kaldı ki Şah İsmail’in de Türk olduğunu bilmeden Şii ise İranlı’dır zannı ile “şanlı tarihinin” esiri olduğunu kavrayamamış tarih tutsakları azıcık tarih okusalar bu zindanlarından kurtulacaklardır.

Kendi coğrafyasında başörtüsünü gerektiği yere taşıyamayanlar hâla kendilerini İslam’ın bayraktarlığı oldukları iddiasında oladururken Allah başka bir kavme bu nişanı vermiş gibi gözüküyor. Çünkü Allah-u Teâla bayraktarlığı kime vereceğini Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan ediyor:

Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)ise, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise güçlü ve onurlu, Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. Sizin veliniz, ancak Allah, O’nun elçisi, rükû ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir. Kim Allah’ı, Resulünü ve iman edenleri veli edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, hizbullahtır.(Maide 54/55/56)

Evet, siz ne kadarda kavim ve mezheb taassubundan baksanız da Allah’ın katında bu tür taassuplar yoktur. Farisililer de bu tür taassuplara takılmadan Sünni ve Arap olan Filistin’e Sünni ve Arap olanlardan daha çokça ve daha çabukça yardım etmiştir. ABD ve İsrail’e karşı şedit duruşu göz dolduruyor. Üstelik gayri müslim halklarda İran ve ABD-İsrail kavgasını seyrederken sadece olayı İslam ve küfür penceresinden değerlendiriyor. Çünkü onlar İslam tarihindeki mezheb ve ırk entrikaları ile bilgi kirliliğine uğramamış durumdalar. Bu sebeple yeryüzünün tüm taşları İsrail’e doğru koşuyor, toprakları ise Farisilere…!

İbrahim K.