gizliyi ve açığı bilen

Kötülükler içinde yolunu yitirmiş birine Allah’ın lütfü uğradı. Yüreğinde hidayet ışığı yandı, dervişler safına girdi.

Bir şeyhe bağlandı. Kötülükleri iyiliklere dönüştü. Nefsinin aşağılık isteklerine uymaktan kurtuldu.

Başkalarının kusurlarını araştıran bazı boşboğazlar adamı çe­kiştirdiler:

«Ona inanmayın, değişmedi. Kendisini iyi göstermeye çalışı­yor» dediler.

Tövbe ederek Allah’ın azabından kurtulmak mümkündür.

Asıl zor olanı insanların dilinden kurtulmaktır.

Zavallı adam, hakkındaki dedikodulara dayanamadı, şeyhine gidip şikayette bulundu.

Şeyhi çok duygulandı ve ağladı.

Adam şaşırdı. Buna bir anlam vermeye çalışıyordu ki şeyhinin sözleriyle kendine geldi.

«Bu senin için ne güzel bir şey» diyordu. «Sanılandan daha iyi bir insansın.

Kötü düşünceliler başkasının ayıbını arar, kan dökmeye kalkışırlar.

İyi olduğun halde insanların seni kötü bilmesi,

gerçekte kötü olup, iyi bilinmekten daha iyidir.

Benim durumum daha zor.

İnsanlar benim hakkımda çok iyi düşünüyorlar.

Oysa ben zannettikleri gibi değilim.

İnsanların gözünden gizlenmek mümkündür.

Gizliyi ve açığı bilen Allah’tan saklanmak imkânsızdır.

Gülistan, Şeyh Sadi

Reklamlar

kabe’de bir dilenci

Kabe’nin eşiğinde ağlayarak Allah’a yakanın birini gördüm,

«Ey esirgeyici Allahım!» diyordu, «zalim ve bilgisiz insan, kulluk vazifesini gerçek anlamda yerine getiremez. Kulluktaki eksiklerim için özür dilerim, yaptığım iyiliklere güvenim yok. Günahkârlar kötülüklerden af diler, dervişler kulluklarından istiğfar ederler.

İbadet edenler kulluğun mükafatım ister, ticaret yapanlar ise mallarının ücretini…

Ey Allahım!

Umut getirdim huzuruna, ibadet getirmedim.

Dilenmeğe geldim, ticarete değil.

Kendine yakışanla davran bana. İster öldür, isterse bağışla. Yüzümü eşiğine sürüyorum.

Kabe’deki dilenci gibi, kulluğuma güvenmiyor, günahlarıma af kalemi çekmeni istiyorum.»

Gülistan, Şeyh Sadi