Neden rüku bir iken secde iki defadır?

Neden secde iki defa?

Bir süredir namazın sadece zahiri yani; dış görünüşü, şekli, nasıl kılınacağı, farzı, sünneti, müstehab ve mekruhları üzerine yoğunlaştığımız için batınını yani; manasını ve hikmetini unuttuğumuzu düşünüyordum.. Değerli arkadaşlara sorularla bir nebze olsun namazın hikmet ve manasını anladım.. Üstad Muhsin Kıraati‘nin, “Zikir ve Dualarıyla Namazın Gerçeği” adlı kitabına da başlayınca namazın ruhuna, hikmet ve felsefesine dair çoğu şeyin kitapta anlatıldığını gördüm.. Secdenin hikmetleri bölümünü paylaşıyorum.. İnşallah, ileriki zamanlarda fazlasını da yazarım.. 🙂

SECDENİN HİKMETLERİ

İmam Ali’den (a.s) namazın hikmetlerini sordukla­rında şöyle buyurmuştur:

“İlk secde; başlangıçta toprak olduğumuz, başı secdeden kaldırmak; topraktan yaratıldığımız, ikinci secde; tekrar toprağa döneceğimiz, başı ikinci secdeden kaldırmak ise kıyamet günü me­zarlarımızdan kalkıp haşrolacağımız anlamına gelir.”

İmam Cafer Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Secde Allah için olduğundan dünya ehlinin il­gi duyduğu yiyecek ve giyecek maddeleri üzerine yapılmamalıdır. Secde, insanı mide, elbise ve mad­diyata değil, Allah’a yönlendirmelidir.”

Hadislerde şöyle geçer: Her yapılan yanlışlık, yersiz konuşma, yersiz kıyam ve oturma için sehiv secdesi yap­manın nedeni, İblis’in seni fikir dağınıklığına ve dalgın­lığa düşürüp namazına zarar vermesidir. O hâlde na­mazdan sonra iki secde yap ki İblis’in burnu yere sürül­sün ve bilsin ki meydana getirdiği her kaymada sen tek­rar Allah Tealâ’nın huzurunda secdeye kapanacaksın.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

“Secdenin zahiri, alnı ihlâs ve huşuyla toprak üzerine bırakmaktır; batını ise bütün fani şeyleri kalbinden çıkarıp beka yurduna gönül vermek, kibir, yersiz taassup ve tüm dünya bağlarından kurtulmaktır.”

Alıntı kitap: “Zikir ve Dualarıyla Namazın Gerçeği” – Muhsin Kıraati

Mutlaka okuyun.. Selametle

Reklamlar

Hazreti Fatıma (s.a) Tesbihi

NAMAZ SONRASI MÜSTEHAPLAR

Namaz bittikten sonra, insanın hemen kalkıp gitmemesi, namazın tamamlayıcısı sayılan dua, tesbihat ve diğer sünnet ve müstehapları da yerine getirmesi çok daha güzeldir. Namazdan sonra yapılan bütün bu müstehaplara “ta’kibat” denilmektedir.

Dua kitaplarında, her namazdan sonra yapılması tavsiye edilen özel dua ve müstehaplar açıklanmıştır. *

Namazdan sonra Kur’an-ı Kerim okumak, tövbe ve istiğfar etmek, salavat getirmek, yüce Allah’tan ihtiyaçlarımızı gidermesini istemek, muhtelif dualar okumak, Hz. Fatımat’üz-Zehra’nın (a.s) tesbihatını yerine getirmek ve şükür secdesi yapmak… bunların hepsi, yapılması tavsiye edilen müstehap ve sünnetlerdir.

Çok tavsiye edilen Hz. Fatıma (a.s) tesbihatı, namazdan sonra, 33 defa “Subhanallah”, 33 defa “Elhamdulillah” ve 34 defa “Allah-u Ekber” demektir. Sevabı çok olan bu zikirleri Hz. Resulullah (s.a.a), kendi kızı Hz. Fatıma’ya (a.s) öğretmiştir. Bundan dolayı bunlar Hz. Fatıma (a.s) tesbihatı diye meşhur olmuştur.**

Namaz ve ulu Allah’a aşık olan birisi, namazdan sonra Allah’la olan bu irtibatı hemen koparmaz, dua ve zikirleri de yerine getirir.

Başı secdeye koyup, Allah’a hamd ve şükürler olsun, demek; ya Rab, ya Rab, diyerek af ve mağfiret istemek; Allah’ı, verdiği bütün bu nimetlerden dolayı medh-u sena etmek, namaz kılanın marifet ve edebini gösteren şükür secdesini yapmak da namazdan sonra yapılması tavsiye edilen müstehaplardan bir diğeridir.

Elbette ki, şükür secdesi nimetlere karşılık yapılacak olan teşekkürün bir örneğidir. Allah’ın bizim için yarattığı nimetlere şükretmenin bir çok muhtelif şekil ve çeşidi vardır. Bunların en önemlilerinden birisi de günahlardan uzaklaşmaktır.


* Mefatih’ûl-Cinan kitabının ilk sayfalarına bakınız.

** Hz Fatıma’nın diğer ismi Zehra olduğundan, tesbihat “Hazreti Zehra Tesbihi” diye de anılmaktadır

Muhsin Kıraati‘nin “En İyi Dost: Namaz” isimli kitabından..

Cuma Namazının Önemi

Görsel

CUMA NAMAZI

İslâm dininin yasalaştırdığı ibadetlerin bir kısmının ruhî ve manevî boyutların yanı sıra siyasal ve sosyal boyutları da vardır. Bilhassa aleni, toplu olarak ve de kendine özgü koşullarda yapılan ibadetler bu türdendir. Cuma namazı da bu kategoride yer almaktadır. Bu namaza katılım sağlayan insanlar, manevî hazzı tatmak ve ibadetin sevabını kazanmakla birlikte sosyal yararlarından da pay almış olurlar.

Cuma namazı, İslâm’ın izzet göstergesi ve Müslümanların azamet simgesidir; Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği sağlayan, düşmanların komplo ve entrikalarını bozan güçlü bir etkendir. Cuma namazı iki rekât olup cuma imamının okuduğu iki hutbe ile birlikte öğlen namazının yerine geçer. Cuma imamı, Müslümanları takvaya davet etmek, toplumun gerçeklerini göz önünde bulundurarak eğitici ve ahlâkî konuları işlemek, toplumda mevcut olan sıkıntıları dile getirmek, olumsuzluklara dikkat çekmek, insanları siyasî açıdan bilgilendirmek, toplumu tehdit eden tehlikeler ve düşmanlar hakkında uyarılarda bulunmakla yükümlüdür. İşte bu içerik, insanların düşünce ufkunu genişletme ve aydınlatma bağlamında Cuma namazına büyük önem ve etki alanı kazandırmaktadır.

İslâm dini, cuma namazına katılmanın gerekliliğine vurgu yapmış ve mazeret olmaksızın cuma ve cemaat namazlarına katılmamayı bir tür nifak belirtisi olarak tanımlamıştır.

Yüce İslâm Peygamberi (s.a.a) bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Hasta olmaksızın ve mazereti bulunmaksızın üç hafta peş peşe cuma namazına katılmayan kimsenin kalbine nifak mührü vurulur.” [1]

Cuma namazı, yoksulların haccı [2] ve Allah’ı anmaktır.

Kur’ân-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:

“Ey inananlar, cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah’ı anmaya koşun, alışverişi bırakın…” [3]

Cuma günü Müslümanların tatil günüdür ve Müslümanlar bu günde temizlik yapar, dinlenir, manevî ve siyasî açıdan kendilerini geliştirirler.

Bölücülük yapmak suretiyle Müslümanları zayıflatmak düşüncesinden asla vazgeçmeyen İslâm düşmanları, Cuma namazı merasimlerinin kurulmasından korkmakta ve bu yüzden de bu sağlam iman barajını yıkmaya çalışmaktadırlar.

İmam Humeyni (r.a) şöyle buyurmuştur:

“Bir araya toplanarak cuma namazlarını ve diğer namazları, olanca görkemiyle kılın; çünkü şeytanlar namazdan da, camiden de korkarlar…” [4]

————-

[1] – Vesâil, c.5, s.6

[2] – Vesâil, c.5, s.5

[3] – Cuma, 9

[4] – Sahife-i Nur, c.12, s.149

Namazın Hikmeti, Üstad Muhsin Kıraatî